Kadınlar Erkek Patronları Tercih Ediyor!

Çağdaş toplumların en önemli göstergelerinden biri de; siyaset, sanat ve iş dünyası gibi hayatın her alanında kadın nufusunun oransal ağırlığıdır. Bu anlamda pek parlak bir yapıya sahip olduğumuzu malesef söylemek mümkün değildir. Örneğin Türkiye’de üst düzey bayan yöneticileri saymaya kalksak bir kaç kişiden sonra bayağı zorlanırız. Siyasi alandaki kadın ağırlığını söylemeye bile gerek yok. İçler acısı… Peki, oluşan bu durumun sorumluları gerçektende erkekler midir?

İnternet sitesi www.onepoll.com tarafından 2 bin kişi ile yapılan anket çalışmasının sonuçlarına göre bunu iddia etmek mümkün değil. Yapılan anket çalışması, kadın çalışanların yüzde 63′ü erkek yöneticilerle çalışmak istiyor. Çalışmaya göre kadınlar, erkekleri yetkilendirmede daha iyi ve daha taktir edici olarak nitelendiriyor. söz konusu hemcinsler olunca, kadınların tutumu değişiyor. Her 10 kadından dördü, erkeklerin kadın amirinden çok daha iyi iş çıkaracağını düşünüyor. İşe alımlarda erkeklerin daha çok tercih edilmesinin ana sebeplerinden biri olarak da kadın müdürlerin, diğer kadın çalışanları kendisine tehdit olarak görmesi gösteriliyor.

Çalışma hayatım boyunca bu savı doğrulayan bir çok olaya şahit oldum. Galiba bunun en önemli sebebi: Kadınların, hemcinslerini doğal olarak erkeklerden çok daha iyi tanımalarından kaynaklanıyor. Kadınlar bilinenin aksine, erkeklere göre çalışma hayatında daha az duygusal olmalarına rağmen;  söz konusu hemcinsleri olunca bütün duygusallıkları depreşir. Mutlaka aralarında anlaşmazlık doğurabilecek bir şeyler buluyorlar.

Dünyanın bütün kadınları birleşin. :)

Kategori: Fikrimce, İş DünyasıYazar: bypipoYorum (0)

Karamsarlığın Sorunu Çözmeye Katkısı Var mıdır?

Wales Üniversitesi’nden Adam Perkins ve Philip Corr tarafından yapılan “Sonunda Kazanan Kaygılılar Olabilir mi?” adlı araştırma; huzursuz, kontrol takıntısı olan ve en kötüsünü bekleyerek alarm durumunda olan insanların iyimserlere göre sorunlar karşısında daha iyi sonuçlar çıkardıkları sonucuna ulaşmışlar.

Peki bu çalışmada ulaşılan sonuçlar iş dünyası için de geçerli olabilir mi? Çalışmayı yürüten bilim adamlarına göre evet. Yaptıkları araştırmaya dayanarak, iyimserlerin genellikle ödüle odaklanarak hata yaptıkları tespitinde bulunmuşlar. Yani, iyimserler daha çok fırsatlara odaklanıp, yaklaşan kara bulutları pek farkedemiyorlarmış. Buna karşın kaygılılar; yaklaşan sorunları  daha net bir çerçeveden görüp,  fırtınalara karşı her zaman bir B Planlarının olduğunu ortaya koymuşlar. 

Oysa iş dünyasında karamsarlık, girişimciliğin gücünü kıran bir felaket olarak görülür.

Galiba en doğrusu bu işin ortasını bulmak. İyimserlerin fırsatları yakalama becerisiyle; karamsarların, iyimserlerin gözden kaçırdıklarını görebilme, sıra dışı düşünebilme ve  riskleri algılama yeteneklerini birlikte değerlendirmek. 

Ayakta kalabilmek için dengede kalmak lazım. :)

Haber Kaynağı:  Businessweektürkiye Sayı 30 (2009)

Kategori: Fikrimce, İş DünyasıYazar: bypipoYorum (0)

Kişiye Özel Tıp!

 ”Kişiye Özel Tıp Koalisyonu” adıyla bilinen ve kar amacı gütmeyen bir eğitim grubunun ABD’de yaptıkları bir araştırmada: ABD’de 2008 yılında reçeteli ilaçlara ödenen 292 milyar doların  145 milyar dolarlık kısmının her hastada işe yaramayan ilaçlara gittiğini; dahası bir o kadar rakamın da ilaçların yol açtığı yan etkileri tedavi etmek için harcandığı sonucuna ulaşmışlar.

Milyarlarca insanın açlıkla sınırında yaşadığı bir dünyada böylesine bir rakam gerçekten dudak uçuklatacak cinsten. Üstelik bu araştırma sadece ABD özelinde yapılmış. Araştırmacılar sadece sorunu ortaya koymakla kalmamış, sorunun çözümü için alternatifler de geliştirmişler. Üyeleri arasında bilim adamları, sağlıkçılar, hastalar ve hasta gruplarının bulunduğu kendilerine “Kişiye özel Tıp Koalisyonu”  adını veren bu gönüllü kuruluşun misyonu da zaten bu…

Çözümün en önemli noktası, genetik testlerle bir ilaca tepki veren hastalarla vermeyenler arasındaki farkları öğrenmek ve ilacı sadece faydası dokunacak olanlara vermek,  yani kişiye özel uygulamalar. Sağlık sektöründeki maliyetleri, korkunç rakamlara varan israfın önüne geçmeye yönelik bu çalışmaların elbetteki en büyük tehtidi tahmin etmek zor değil. Büyük ilaç şirketleri… En basitinden: anti-depresan, romatizma ilaçları ve kolesterol hapları gibi çok satan ilaçlar sadece işe yarayan hastalara satılırsa milyarlarca dolar kaybedecekler. Ancak kişiye özel tedaviye  yöntemi fikri yeni iş fırsatları anlamına da geliyor. Bu sektörden para kazanabileceğini düşünen şirketler de az değil.

Bekleyip göreceğiz, “Kişiye Özel Tıp Koalisyonu” gibi gönüllü kuruluşlar ilaç kartelleriyle başedebilecekmi. Ama her ne olursa olsun şurası kesin: Kapitalizm kazanacak. :)  

Haber Kaynağı: Businessweektürkiye 2010 3 sayısı.

Kategori: Sağlık, İş DünyasıYazar: bypipoYorum (0)

Aynı Nehirde İki Kez Yıkanamazsın!!

Fenerbahçe, Gençlerbirliği beraberliğiyle -Daum’un kendi ifadesiyle-  şampiyonluğa büyük ölçüde havlu attı. Futbol’un sadece futbol olmadığına inanan benim gibi bir çok insan için bu durum hiç de sürpriz değildir. Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.

Daum’un tekrardan takımın başına getirilmesi, “Aziz Yıldırım İmparatoluğu” ‘nun sona ereceğine dair önemli işaretlerden biriydi benim için. 2 hafta sonraki “Galatasaray Hapı” yetişmezse, büyük ölçüde de  imparatorluk çöküşe geçecektir.

İşin kötüsü, insanlar tarihten hiç ders almıyor:

Galatasaray eski başkanlarından Özhan Canaydın da 10 yılda 7 Süper Lig Şampiyonluğu, 1 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu hedefiyle Fatih Terimi getirmişti takımın başına. :) Sonuç? Söylemeye dilim varmıyor… Hepimizin malümü.

Yeniden yapılanma; yeni argümanlarla, yeni fikirlerle yapılır.

Ünlü Yunan filozof Heraklitos’un dediği gibi “Aynı nehirde iki kez yıkanamazsın” .

Kategori: Fikrimce, FutbolYazar: bypipoYorum (0)

Yönetim Odasında Savaş!!

Sol Beyinli Yönetimle Sağ Beyinli Pazarlama Neden Anlaşamaz?

Marka Yaratmanın 22 Kuralı, Markaların Evrimi, Focus, Büyük Markalar Büyük Hatalar gibi önemli kitapların yazarı Al Ries ve Laura Ries in son kitabı “Yönetim Odasında Savaş” da irdelediği soru.

Aylık iş ve ekonomi dergisi İnfomag’ın sayesinde okuma fırsatını bulduğum enfes bir kitap. MediaCat yayınevinden çıkan kitap, yönetim düşüncesi ile pazarlama düşüncesi arasında -sol beyinliler ile sağ beyinliler arasında-  görüş ayrılığının olduğu yirmi beş farlı alanı inceliyor.

Kitaptan bazı pasajlar:

Beyniniz birbirinden tamamen ayrı iki yarımküreye bölünmüştür. Her bir yarımküre bilgiyi farklı şekilde işler.

Beyninizin sol yarımküresi bilgiyi sıra halinde işler. Dilsel olarak düşünür. Çizgisel bir yapıda ve yönteme dayalı çalışır.

Beyninizin sağ yarımküresi bilgiyi paralel olarak işler. Zihinsel imgeler halinde düşünür. Büyük resmi “görür”.

Eğer büyük bir şirketin CEO’suysanız, sol beyinli olma ihtimaliniz yüksek…

Eğer işiniz pazarlamaysa, sağ beyinli olma ihtimaliniz yüksek…

Sol beyinliler güçlü bir sözel düşünme taraftarıyken, sağ beyinliler görsel düşünme taraftarıdır.

Bilgisayar tam bir sol beyinli makinedir. Milyonlarca ayrıntıyı izlemek ve analiz etmek için fevkaladedir, ama iş büyük resme bakmaya gelince tam anlamıyla işi biter.

Elektronik bir beyin ancak geriye bakabilir; yalnız mevcut verileri analiz edebilir. İnsan beyni ise -özellikle de sağ beyin eğilimli olanı- gelecekte olabilecekleri “gözünde görselleştirebilir”.

“Kesinlik” sol beyinlinin bir işaretiyken, bütünsel sağ beyinliler asla emin olamazlar. (Dünya bir insanın anlayamayacağı kadar büyük, karmaşık ve kafa karıştırıcıdır.)

Beyninizin her iki tarafını aynı kolaylıkla çalıştırabileceğinizi düşünmek güzel olsa da, araştırmalar bunun aksini söylüyor.

Peki siz hangisisiniz? Ben karar veremedim. :)

Kategori: Kitap & Dergi, İş DünyasıYazar: bypipoYorum (0)

Geliştrend 1 yaşında!

Sevgili Ömer Ekinci’nin, her biri konusunda uzman çok değerli takım arkadaşlarıyla birlikte oluşturdukları; girişimcilere ve yöneticilere / yönetici adaylarına yönelik, rehber niteliğindeki blogları Gelistend 1. yaşgününü kutlamaya hazırlanıyor.

Sürekli kendini yenilemeye, geliştirmeye istekli ve memur zihniyetine olanca gücüyle direnen orta düzey bir kamu yöneticisi olarak düzenli takip ettiğim, ender bloglardan biridir Geliştrend.

Benim için Geliştrend’i benzer diğer bloglardan farklı kılan en önemli özelliği,  kaliteli yazar kadrosu kadar; yazıların sıkıcılıktan uzak, anlatmak istediğini en etkileyici bir uslupla anlatmasıdır.  Geliştrend’in emekleme döneminde bile bu kadar ilgi görmesinde, sanırım bu özelliği oldukça etkili olmuştur.

Düzenli olarak takip edilen bir blog için bence verilebilecek en güzel hediye, takibe devam etmenin yanında; onu mümkün olabildiğince geniş kitlelere ulaşmasına katkı yapmaktır.

Nice yaşlara…

Kategori: Kişisel, Özel GünlerYazar: bypipoYorum (0)

82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu!!

Sinema dünyasının en prestijli ödülleri Oscarlar, sahiplerini buldu. Yılın en çok konuşulan filmi “Avatar”  aday olduğu bir çok dalda oscar alamaması sinemaseverler için sürpriz oldu.

İşte gecenin kazananları:

En İyi Film: The Hurt Locker

En İyi Yönetmen: Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)

En İyi Erkek Oyuncu: Jeff Bridges (Crazy Heart)

En İyi Kadın Oyuncu: Sandra Bullock (The Blind Side)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Soysuzlar Çetesi)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Mo’Nique (Precious)

En İyi Orijinal Senaryo: The Hurt Locker (Mark Boal)

En İyi Uyarlama Senaryo: Precious (Geoffrey Flechter)

En İyi Animasyon: Up/ Yukarı Bak (Pete Docter)

En İyi Yabancı Film: El Secreto de sus Ojos (Arjantin)

En İyi Görüntü Yönetmeni: Avatar (Mauro Fiore)

En İyi Sanat Yönetmeni: Avatar (Rick Carter, Robert Stromberg, Kim Sinclair)

En İyi Kostüm Tasarımı: The Young Victoria (Sandy Powell)

En İyi Kurgu: The Hurt Locker (Bob Murawski, Chris Innis)

En İyi Makyaj: Star Trek (Barney Burman, Mindy Hall and Joel Harlow)

En İyi Şarkı: The Weary Kind – Ryan Bingham ve T-Bone Burnett (Crazy Heart)

En İyi Müzik: Up (Michael Giacchino)

En İyi Görsel Efekt: Avatar (Joe Letteri, Stephen Rosenbaum, Richard Baneham, Andrew R. Jones)

En İyi Ses Kurgusu: The Hurt Locker (Paul N.J. Ottosson)

En İyi Ses Miksajı: The Hurt Locker (Paul N.J. Ottosson, Ray Beckett)

En İyi Belgesel (Uzun): The Cove (Louie Psihoyos)

En İyi Belgesel (Kısa): Music by Prudence (Roger Ross Williams ve Elinor Burkett)

En İyi Kısa Film: The New Tenants (Joachim Back and Tivi Magnusson)

En İyi Animasyon (Kısa): Logorama (Nicolas Schmerkin)

Kategori: SinemaYazar: bypipoYorum (0)

Türkiyenin En Büyük Sorunu “ZENGİNLEŞEMEMEK”

Türkiyenin en büyük sorunu nedir?

Terör??

Demokrasi??

Enflasyon??

İşsizlik??

Kuşkusuz bu saydıklarımızın hepsi büyük sorun, ama bütün bu sorunların temelini oluşturan en büyük sorun üretmemek yani “Zenginleşememek“.

Maliye Bakanlığının Kamu Hesapları 2009 verilerine göre: 81 ilimizden ancak 12’si kendi kendine yetebiliyor. Diğer bir ifadeyle, 69 ilimizin ürettiği, tükettiğini karşılamıyor. Daha başka bir ifadeyle, 69 ilimiz 12  ilin gelirleriyle ayakta duruyor.

Eğri oturup doğru konuşalım:

Böyle bir ekonomik yapıda işsizlik sorunu halledilebilir mi?

Böyle koşullarda terör sorunu halledilebilir mi?

Böyle bir ortamda adaletten bahsedilebilir mi?

Ya demokrasi??

Böyle koşullarda demokrasinin resmini yapabilir misin Abidin?

Gelişmiş demokrasilerin hiç birinde, böyle bir ekonomik manzarayla karşılaşamazsınız. Ben, demokrasinin zenginlikle doğru orantılı olarak geliştiğini düşünüyorum. Aç, umutsuz insanın; dahası toplumun ”Demokrasi” gibi bir sorunu olduğunu sanmıyorum.

İyi uykular Türkiye! Her nerede üretmiyor, uyuyor ve uyutuluyorsan…

Kategori: Fikrimce, KişiselYazar: bypipoYorum (0)

82. Oscar Adayları Belli Oldu…

Sinema dünyasının en prestijli ödülleri Oscar’ın adayları açıklandı. Beklendiği gibi favori filmler ‘Avatar’ ve ‘The Hurt Locker’ En İyi Film ve En İyi Yönetmen’ ödülleri dahil en fazla adaylık kazanan filmler oldular.

İşte 82 Oscar adayları:

  

 En İyi Yönetmen
James Cameron (Avatar)
Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)
Quentin Tarantino (Inglourious Basterds)
Lee Daniels (Preciosus)
Jason Bateman (Up in the Air)

 

 

 

 

En İyi film
The Hurt Locker/Ölümcül Tuzak
Avatar
An Education
District 9/ Yasak Bölge 9
The Blind Side
Inglourious Basterds/ Soysuzlar Çetesi
A Serious Man
Up/ Yukarı Bak
Up in the Air/ Aklı Havada
Precious: Based on the Novel Push by Sapphire

   En İyi Erkek Oyuncu
Jeff Bridges (Crazy Heart)
George Clooney (Up in the Air)
Colin Firth (A Single Man)
Morgan Freeman (Invictus)
Jeremy Renner (The Hurt Locker)

 En İyi Kadın Oyuncu
Sandra Bullock (The Blind Side)
Helen Mirren (The Last Station)
Carey Mulligan (An Education)
Gabourey Sidibe (Precious)
Meryl Streep (Julia & Julia)

 En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Matt Damon (Invitus)
Woody Harrelson (The Messenger)
Christopher Plummer (The Last Station)
Stanley Tucci (The Lovely Bones)
Christopher Waltz (Inglourious Basterds

  

 En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Penelope Cruz (Nine)
Vera Farmiga (Up in the Air)
Maggie Gyllenhaal (Crazy Heart)
Anna Kendrick (Up in the Air)
Mo’Nique (Precious)
 

En İyi Animasyon
Coraline (Henry Selick)
Fantastic Mr. Fox (Wes Anderson)
The Princess and the Fog (John Musker and Ron Clements)
The Secret of Kelles (Tomm Moore)
Up (Pete Docter)

 En İyi Orijinal Senaryo
The Hurt Locker (Mark Boal)
Inglourious Basterds (Quentin Tarantino)
The Messenger (Alessandro Camon ve Oren Moverman)
A Serious Man (Joel Coen ve Ethan Coen)
Up (Bob Petersan, Pete Docter)

 En İyi Uyarlama Senaryo
District 9 (Neil Blomkamp and Teri Tatchell)
An Education (Nick Hornby)
In the Loop (Jesse Armstrong, Simon Blackwell)
Precious (Geoffrey Flesher)
Up in the Air (Jason Reitman, Sheldon Turner)

 En İyi Yabancı Film
Ajami (İsrail)
El Secreto de sus Ojos (Arjantin)
The Milk of Sorrow (Peru)
Un Prophete (Fransa)
The White Ribbon (Almanya)

 En İyi Görüntü Yönetmeni
Avatar
Harry Potter and the Half-Blood Prince
The Hurt Locker
Inglourious Basterds
The White Ribbon

 En İyi Sanat Yönetmeni
Avatar
The Imaginarium Of Doctor Parnasus
Nine
Sherlock Holmes
The Young Victoria

 En İyi Kostüm
Bright Star
Coco Before Chanel
The Imaginarium Of Doctor Parnasus
Nine
The Young Victoria

 En İyi Belgesel (Uzun)
Burma VJ (Anders Østergaard)
The Cove (Louie Psihoyos)
Food Inc. (Robert Kenner and Elise Pearlstein)
The Most Dangerous Man in America: Danniel Ellsberg and the Pentagon Papers (Judith Ehrlich and Rick Goldsmith)
Which Way Home (Rebecca Cammisa)

 En İyi Belgesel (Kısa)
China’s Unnatural Disaster: The Tears of Sichuan Province (Jon Alpert ve Matthew O’Neill)
The Last Campaign of Governor Booth Gardner (Daniel Junge ve Henry Ansbacher)
The Last Truck: Closing of a GM Plant (Steven Bognar ve Julia Reichert)
Music by Prudence (Roger Ross Williams ve Elinor Burkett)
Rabbit à la Berlin (Bartek Konopka ve Anna Wydra)

 En İyi Montaj
Avatar
District 9
The Hurt Locker
Inglourious Basterds
Precious: Based on the Novel ‘Push’ by Sapphire

 En İyi Makyaj
Il Divo
Star Trek
The Young Victoria

 En İyi Müzik
Avatar
Fantastic Mr. Fox
The Hurt Locker
Sherlock Holmes
Up

 En İyi Şarkı
Almost There – Randy Newman (The Princess and the Frog)
Down in New Orleans – Randy Newman (The Princess and the Frog)
Loin de Paname – Reinhardt Wagner, Frank Thomas (Paris 36)
Take It All – Maury Yeston (Nine)
The Weary Kind – Ryan Bingham ve Bone Burnett (Crazy Heart)

 En İyi Ses
Avatar
The Hurt Locker
Inglourious Basterds
Star Trek
Up

 En İyi Görsel Efekt
Avatar
District 9
Star Trek

En İyi Kısa Animasyon
French Roast (Fabrice O. Joubert)
Granny O’Grimm’s Sleeping Beauty (Nicky Phelan ve Darragh O’Connell)
The Lady and the Reaper (Javier Recio Gracia)
Logorama (Nicolas Schmerkin)
A Matter of Loaf and Death (Nick Park)

67. Altın Küre “Avatar”ın

67. Altın Küre ödülleri sahiplerini buldu. Yılın ve hatta sinema tarihinin en çok konuşulan filmi ‘Avatar’, En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini kazanarak geceye damgasını vurdu.

67. Altın Küre Ödülünü Kazananların Listesi:

En İyi Film (Drama): Avatar

En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Jeff Bridges (Crazy Heart)

En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Sandra Bullock (The Blind Side)

En İyi Film (Müzikal-Komedi): Felekten Bir Gece/ Hangover

En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal-Komedi): Robert Downey Jr. (Sherlock Holmes)

En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal-Komedi): Meryl Streep (Julie & Julia)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Soysuzlar Çetesi/ Inglourious Basterds)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Mo’Nique (Precious)

En İyi Yönetmen: James Cameron (Avatar)

En İyi Senaryo: Aklı Havada/ Up In The Air (Jason Reitman, Sheldon Turner)

En İyi Animasyon: Up En İyi Yabancı Film: The White Ribbon (Michael Haneke – Germany)

En İyi Müzik: Michael Giacchino (Up)

En İyi Şarkı: Ryan Bingham and T Bone Burnett – The Weary Kind (Crazy Heart)

En İyi Dizi (Drama): Mad Men En

İyi Erkek Oyuncu (Drama): Michael C. Hall (Dexter)

En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Julianna Margulies (The Good Wife)

En İyi Dizi (Müzikal-Komedi): Glee

En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal-Komedi): Alec Baldwin (30 Rock)

En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal-Komedi): Toni Collette (United States Of Tara)

En İyi Mini Dizi: Grey Gardens

En İyi Erkek Oyuncu (TV filmi veya Mini Dİzi): Kevin Bacon(Taking Chance)

En İyi Kadın Oyuncu (TV filmi veya Mini Dİzi): Drew Barrymore (Grey Gardens)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Dizi, TV filmi veya Mini Dİzi): Chloe Sevigny (Big Love)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Dizi, TV filmiveya Mini Dİzi): John Lithgow (Dexter)

Kategori: Görsel Sanatlar, Kişisel, SinemaYazar: bypipoYorum (0)